Mediasyonla Kendini Tanımak
Mediasyon; kişilerin tarafsız, kişisel yargılardan uzaklaşarak ortak bir zeminde buluştukları birbirlerini duydukları, anladıkları ve birlikte karar verdikleri bir süreçtir. Mediatör olarak bu süreçte yer almak ise, tarafsız ve yaratıcı olmayı, ayrıca dinleme sanatını gerektirir.
Mediatör olmaya karar verdiğinizde, hayatın ortasında olur ve kendinizle yüzleşirsiniz. Haklı olmanın ya da doğruyu bulmanın peşine düşmek yerine sizi mutlu eden duydu ve düşüncenin peşinden gidersiniz.
Mediasyon süreci içinde kendinizi tanıdıkça ve keşfettikçe, duygularınızın ve ihtiyaçlarınızın farkına varırsınız. İnsanın öğrenme merakı ve ihtiyacı ile başlayan bu süreç kendini tanıma ile devam eden sonrasında çevreyi ve olayları keşfetme yolunda devam eder.
Ne oluyor peki insan kendini tanıdığında, kendimizi bilmiyor muyuz yoksa? Peki ne kadar biliyoruz kendimizi, neyin bizi kızdırdığını, üzdüğünü ya da mutlu ettiğini ve bunun ne kadarını kendimize ve karşıya anlatabiliyoruz veya paylaşma cesaretini gösterebiliyoruz. Ya da ‘güçlü’ olmayı tercih edip hiç kimseye sır vermiyor muyuz? Belki de kendimizi nasıl ifade edeceğimizi bilmiyoruzdur?
Duygularımızı iyi yönlendiremezsek ifade edilememiş kızgınlıklar, öfkeler ve intikamlar peşimizi bırakmaz ve çatışmalar içinde kaybolabiliriz. Hayatımız içini çeşitli şekillerde doldurduğumuz ‘iyi’ ve ‘kötü’lerle sınırlı kalır. Aile mediasyonu sürecinde de kişiler daha çok kendilerini tanıma, duygularının farkına varma ve duygularını ifade etme sürecinden geçerler.
Ailelerin, anne, baba, çocuk ve diğer bireylerden bir araya gelmediğini, iç içe geçmiş çatışmalar, yargılar, ifade edilmemiş/edilememiş duygular, kişiselleştirilmiş ifadelerle örülmüş olduğunu görürsünüz mediatör olduğunuzda, işinizin birbirine bağlı sistemlerle uğraşmak bu sistemleri çözümlemek olduğunuzu fark edersiniz.
Evlilik süresince bireyler kendileri ile ilgili roller oluşturlar, öncesinden gelen roller ile birlikte eğer evlilik birliğinin başlangıcında evliliğe dair roller belirlenmemişse çatışmalar başlar. Kızgınlıklar artar, sesler yükselir bazen de çaresizlik hakim olur ilişkiye ve bir kurban yada kurtarıcı aranır. Yaşadıklarımız için birini suçlar, ya da birinin bizim akıl hocamız olup bizim yerimize karar vermesini bekleriz. Çözdüğümüzü sandığımız sorunlarımız çatışmalarımız bir balayı evresi yaşar. Bir süre sessizce bekledikten sonra tekrar karşımıza çıkıverir.
Çatışmanın çok olduğu ailelerde genelde bireyler birbirlerini duygusal seviyede dinlemekte ve anlamaktadır. Bu da duydukları ve yaşadıklarını çok çabuk kişiselleştirmelerine ve alıngan bir tutum sergilemelerine yol açmaktadır. Mediasyon sürecinde mediatör bireylerin birbirlerini mantık seviyesinde dinlemeleri için gerekli zemini oluşturur ve herkesi ortak koşullarda ve tarafsız bir ortamda buluşturur. Eşler ‘eşim beni mutlu etmiyor’ der genelde, ‘peki sizi mutlu eden şey nedir’ dediğinizde ise ‘iyi’ olan davranışlar der ve siz mediatör olarak süreçte mediasyon teknikleri kullanarak ‘mutlu’nun ve ‘iyi’nin içini doldurmalarını istersiniz. Çiftler bunu yapmakta zorlanırlar çünkü daha önce hep kolay olan yolu seçip suçlayıcı ve yargılayıcı davranmışlardır. Taraflar ‘ben’ i konuşarak sürece başlayıp, ‘biz’ i konuşarak süreci sonlandırdıklarında kendilerini rahatlamış hissederler. Düşüncelerini ve duygularını ifade edemiyor/etmemiş olmanın ağırlığından kurtulmuş olurlar. Verdikleri kararlar kendilerine ait kararlar olduğu için bundan sonra yaşayacaklarının sorumluluklarını kabul etmiş olup kendi hayatları üzerinde söz sahibi olmanın hafifliğini hissederler. Çünkü karar vermek özellikle kendi hayatımız, yaşantımız ile ilgili kararlar almak bizi daha özgür kılmaktadır.
Hayatımızdaki aksaklıklar için çevremizdeki birçok kişiyi suçlayabiliriz. Dönüp kendimize bakıp sorumluluk almak ve seçmek ise zordur. Mediasyon ise insanı kölelikten özgürlüğe götüren bir yoldur. Başkalarının duygularının sorumluluğu altında kalmak yerine kendimizi ve değişen ihtiyaçlarımızı ifade ederek net olmak mediasyona atılmış bir adımdır ve eğer merak edip içine sızmak isterseniz sizi keyifli bir yolculuğa çıkaracaktır.
Hazırlan: H. Nur Büyükgaga/Sosyal Hizmet Uzmanı/ Kırklareli Devlet Hastanesi/Sosyal Servis
Spor Uyuşmazlıklarında Uzlaşma
İndeks
I ) Spor Hukuku
II) Spor Uyuşmazlıklarında Mediasyonun Yeri
III) Örnek Olaylar
Spor Hukuku
Hukuk genel olarak tüm sosyal olayları ve bu olaylardan kaynaklanan ilişkileri düzenlemekle görevli bir disiplindir. Bir sosyal fenomen olan spor da hukuk biliminin düzenleme alanı içinde yer almaktadır. Bu nednenle hukuk sosyal bir olay olan sporu ve spordan kaynaklanan ilişkileri düzenlemek zorundadır.Aksi halde hukukun toplumsal düzeni gerçekleştirmesi mümkün değildir.
Spor kurallarının ihlali bir hukuk kuralı yaptırımının uygulanmasını zorunlu kılıyorsa hukuk ile spor temasa geçmiş demektir.
Spor bir kurallar bilimi değildir ancak kurallara uygun olarak yapılması gereken bir sosyal faaliyettir. Kurallara uygunluk spor ile hukukun kesiştiği en önemli noktadır. Örneğin kurallara uygun olmayan şekilde kırılmış bir dünya rekoru geçerli olmayacaktır. Dolayısıyla kurallara uygun davranılması hukukun görevi olmakla birlikte, sporda da kurallara uygun hareket etmek, sportif bir zorunluluktur.
Sportif Faaliyetlerde Hangi Uyuşmazlıklar Çıkabilir? Mediasyon Hangi Uyuşmazlıklarda Uygulanabilir?
Spor hukukunun karma bir hukuk dalı olduğundan bahisle, bazı alanlarıda mediasyonun çokca uygulanabileceğini söylemek gerekir. Bu konulardan kısaca bahsetmekte fayda vardır.
Özellikle takım sporlarında, klüpler ile federasyon, klüpler ile klüpler ile klüpler, federasyonlar ile federasyonlar ve bütün bunlar ile uluslararsı spor örgütleri arasındaki ilşikiler, milletlerarası hukuk alanında değerlendirilir;
Sportif faaliyetleri yapan sporcuların arasındaki ilişkiler,
Spor klüplerinin bazılarının şirket olması ve borsada hisse senetlerinin bulunması, seyirci gelirlerinin bulunması bunun ticaret hukuku alanında değerlendirilmesini gerektirir,
Spor kluplerinin ve sporcuların reklam şirketleri ile anlaşmaları, bu bağlamda sponsorluk sözleşmeleri yapılması, ve bu konuda spor klüpleri ile sporcular ve reklam şirketleri arasındaki ilişikiler, ticaret hukukunu ve borçlar hukukunu ilgilendirir,
Aynı şekilde müsabakalarda ve diğer klüpler arasındaki ilişkilerde rekabetin korunması ve rekabet kurallarına aykırı davranılmaması gerekir. Rekabet hukuku kurallarının geçerlik kazanması gerekir. (Ankaraspor olayı)
Son olarak spor faaliyetlerini desteklemesi gereken devlet ile sporcular ve spor örgütleri arasındaki ilişkiler de kamu hukuku dalı olarak spor hukukunun düzenleme alanı içindedir.
Spor Hukukunun Niteliği
Yukarıda yapılan açıklamalardan, da anlaşılacağı üzere, spor hukuku kendine özgü kuralları olan bir hukuk dalı değildir. Örneğin Borçlar Hukuku, Ceza Hukuku, İdare Hukuku gibi bir hukuk dalı değildir. Ancak federasyon yada sportif örgütler ile ilgili hukuk kurallarının (kanun, tüzük, yönetmelik, talimat) gibi mevzuatın incelenmesi, sporcular, kulüpler ve yöneticiler bakımından bazı kuralların tespit edilmesi karşısında spor hukukunun kapsamını belirlemek mümkündür. Dolayısıyla sportif örgütler ve sportif faaliyetler ile ilgili bir disiplin olduğunu söylemek kanımca yanlış olmaz.
Spor Hukuku bir çok hukuk dalına ait kuralları içinde barındırır, Kamu Hukuku, Özel Hukuk, Milletlerarası Hukuk gibi. Bu bakımdan bileşik (karma) bir hukuk dalıdır.Bu bakımdan , özelliği itibariyle mediasyonun uygulanabilirliği uyuşmazlığı ilgilendiren, hukuk dalı itibariyle mümkün olabilecektir.
Spor Uyuşmazlıklarında Mediasyonun Uygulanabilirliği
Daha önce de açıkladığımız üzere, gerek yerel gerekse uluslar arası spor örgütlerinin yayımladıkları kurallara aykırı davranılması ve bunun sonucu olarak, aykırı davranışta bulunan kulüplere ve sporculara disiplin kurulları aracılığı ile ceza verilmesi ceza hukuku ile ilgilidir. Burada taraflar arasında mediasyonun uygulanma ihtimali oldukça zayıftır.
Spor Kulüpleri genellikle dernek, son zamanlarda ise ticari şirketler olarak varlığını sürdürmektedirler.Bu nedenle sporcu ile kulüp arasındaki ilişkiler , sözleşmesel bazda ilişkilerdir., Borçlar Hukuku ve Ticaret Hukuku esasları geçerli olacaktır.Bu nedenle bu tip uyuşmazlıkların çözümünde özellikle mediasyona ihtiyaç vardır.Bunun örneklerini konuşmamın son bölümünde göreceğiz.
Burada ayrı bir paragrafta belirtmem gereken önemli bir konu da, sporun evrensel bir disiplin olması sebebiyle, spor hukukunun uluslararası bir boyutunun olmasıdır. Gerek uluslararası müsabakalarda gerekse ulusal yarışmalarada bütün dünyada geçerli uluslar arası kurallara uymak ve bu kuraları uygulamak gerekir. Bu durum sporu milletlerarası hukukun bir parçası haline getirmiştir. Uluslar arası organizasyonlara katılma, Türkiye’deki yabancı sporcular ile kulüpler ve federasyonlar arasındaki ilişkilerde, keza uluslar arası organizasyonlar (FİBA, FVB, FİFA) arasındaki ilişkilerde mediasyonun uygulanması sanırım zor olacaktır.
Örnek Olaylar
Yabancı Sporcu Kulüp arasındaki uyuşmazlık ve çözümü.
Lance WALKER-Polis Akademisi Voleybol Takımı
Paul CARROL-Halk Bankası Voleybol Takımı
Uluslar arası organizasyonda ( EUROCUP) , takımlar arası sorunların çözümü
Turk Telekom –Benei Hasharon EUROCUP Basketbol Maçı nedenıyle Eurolig Disiplin Kuruluna giden uyuşmazlık.
Hazırlayan: Av.Serhan Özdemir, Ankara Barosu Spor Hukuku Kurulu Üyesi
Ticari Uyuşmazlıklarda Odaların Rolü ve Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri
Mal ve hizmetlerin ancak ona değer veren insanların elinde bir servet kalemi haline dönüşmesi, uzmanlaşmış bir ticaretin kazancını daha büyütmesi ve büyük ölçekli üretime yol vermesi sebepleriyle refahı artıran ticaret, ortaya çıktığı günden bugüne sürekli büyümüştür. Artık; dünya adeta global bir pazar olmuştur.
Bu dönemde hukuk, ticaret büyüdükçe gelişmelere bağlı olarak kendini yenilemiştir.
Günümüzde; ticarethane, fabrika ve ticari biçimde işletilen diğer kuruluşlarla ilgili bütün fiil ve işlemler ticari iş olarak tanımlanıyor. Yapılanın ticari bir iş olduğunu anlamanın iki yolu bulunuyor: Konu Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş ve yapılanlar ticari bir işletmeyle ilgiliyse bunlar ticari iş olarak kabul edilir.
Türk Ticaret Kanunu ticari davalarda iki tarafın tacir olmalarını ve işletmeyle ilgili bulunmalarını istemektedir. Türk Ticaret Kanunu ve atıf yaptığı Medeni Kanun, Borçlar Kanunu, Bankalar Kanunu, Markalar KHK’si ve bazı özel kanunlarda düzenlenen konulara ilişkin davalar mutlak ticari davalar grubuna girmektedir. Taraflardan birisinin ticari işletmeyle ilgili olduğu ticari davalar da söz konusu olabilmektedir. Bir kısım ticari davalar ise nisbi ticari davalar kategorisine girmektedir.
Ticaret hacminin artması ve ticari uyuşmazlık sayısı arasındaki doğrusal ilişki sebebiyle, günümüzde ticaret mahkemelerinde açılan davalar tıkanmış ve adalete ulaşılamaz olmuştur. Bu arada, yargılama giderleri artmış, büyük zaman kayıpları oluşmuştur.
Mahkeme dosyalarının fazlalığının yanında; mahkeme yolunun resmi ve mücadeleci bir süreç olması husumeti artırmış, ortak çalışacak veya ortak yaşayacak kişilerin taraf olduğu uyuşmazlıklarda çözüm olmaktan çıkmıştır.
Bir hukuki ilişkinin tarafları arasında uyuşmazlık çıktığında ilk ve asıl yol devlet mahkemelerine başvurmak olmakla birlikte, bu yola ek olarak ortaya çıkan alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri artarak gündemde yer almaya başlamıştır.
Alternatif çözüm yöntemlerinin zamana hakim olması, tarafların istenilen bilgiye ulaşabilmeleri, taraflar arasındaki ilişkiyi onarabilmesi ve usul ile delil kuralları olmaması tercih edilmelerine sebep olmaktadır..
Alternatif yöntemlerde, taraflara yardımcı olan arabulucu, uzlaştırıcı ve ön değerlendirici gibi kişilerin çözümü istenilen uyuşmazlık hakkındaki görüşleri aksi kararlaştırılmadıkça bağlayıcı niteliğe sahip değildir. Bu, alternatif uyuşmazlık çözüm yönteminin ayırıcı yönüdür. Görüşmelerde sunulan belgeler de delil olarak kullanılmamaktadır.
Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin başlıcaları müzakere, ombudsman, arabuluculuk, tahkim, özel yargılama, ılımlı çözüm konferansı, arabuluculuk –tahkim, kısa duruşma ve özel jüri duruşması sayılmaktadır.
Müzakerede herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşen tarafların, karşılıklı görüşmeler yoluyla uyuşmazlık daha ileri bir boyuta taşınmadan bunu çözümlemeleri veya anlaşmazlıklara ilişkin genel bir sözleşme hazırlamaları amaçlanır. Müzakere; tarafların düşünce ve taleplerini açık bir biçimde yansıtmaları sebebiyle, bütün uyuşmazlık ve sözleşme çeşitlerine uygulanabilmektedir. Özellikle, müzakereyle her tip uyuşmazlık çözümlenmekte ve taraflar sınırlı bir kaynağı nasıl paylaşacaklarına aralarında karar verebilmektedir.
Arabuluculuk genelde, tarafların müzakere yoluyla sorunu çözmek isteyip bir sonuca ulaşamadıklarında devreye girmektedir. Arabuluculuk, üçüncü bir kişinin uyuşmazlık çözümünde veya sözleşme hazırlanmasında taraflara yardım ettiği, ancak çözüm önermediği bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Taraflar, zorunlu arabuluculuk istisna olmak üzere, çoğunlukla gönüllü arabuluculuğa başvurmakta ve arabulucuyu kendileri seçmektedir. Arabulucunun rolü, tarafların uyuşmazlığı kendi aralarında çözmelerini kolaylaştırmak, istek ve ihtiyaçlarını dikkate alarak uzlaşmaya teşvik etmek ve bu yönde yardım etmektir. Arabulucu, sonuçla ilgili hiçbir menfaati bulunmayan, karar vermesi gerekmeyen, kendi yargısını taraflara dayatmayan ve kolaylaştırıcı bir rol üstlenen tarafsız kişidir. Arabulucu, tarafların şimdiye dek ne olduğunu ve bundan sonra ne olabileceğini düşünmelerine, farklı sonuçları göz önüne alarak başlangıçta öngördüklerinden farklı ihtimalleri değerlendirmelerine, menfaat ve isteklerin sebepleriyle sonuçlarını ayırt etmelerine yardımcı olur. Kolaylaştırıcı rolüyle arabulucu, taraflara kendi görüşlerini geliştirmelerinin ve bütün ihtimalleri dikkate almalarının faydalarını göstererek süreci yönetir. Arabulucu görüşmeler için uygun ortamı hazırlamak ve görüşlerin devamını sağlamak, konuyla ilgili belgeleri toplamak ve nakletmek, akıl dışı iddiaları ve gereksiz yorumları azaltmak, ortak menfaatleri araştırmak, uyuşma temelini hazırlayarak taraflara yardım etmekle görevlidir. Arabulucuyu başka açıdan değerlendirenler, onun tarafları hiç değilse dürüst bir çözüme yönlendirmesi zorunluluğu olduğunu söylemektedirler. Her halükarda da arabulucunun, zorunlu bir koşul olmasa bile, alternatif uyuşmazlık çözümü tekniklerini iyi bilen, uyuşmazlığa taraf olmayan, sorunları ayırt etme yeteneği bulunan, altyapısı kuvvetli ve gerekli eğitimi almış uzmanlardan seçilmesinin yararlı olacağı görüşü hakimdir. Arabuluculuk yöntemi çok geniş, karmaşık ve çok taraflı davalarda çevre, kamu, aile, okul ve iş ilişkilerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde başarıyla uygulanmaktadır. Müşteri şikayetleri gibi tek seferlik ilişkilerde de kullanıldığında olumlu sonuçlar alınmaktadır.
Tahkim, daha çok çözümü uzmanlık gerektiren uyuşmazlıklarda kullanılmaktadır. Tahkimde taraflar uyuşmazlığı bu konuda altyapısı, bilgisi ve deneyimi bulunan kendi seçtikleri üçüncü kişiye, yani, hakeme götürme konusunda uzlaşırlar. Sorun çıktığında seçilen hakeme başvururlar. Tahkim hazırlık aşamasında, süreç boyunca ihtiyaç duyulabilecek belgeler hazırlanır, karşı tarafa ve hakeme birer nüsha verilir. Taraflar, mahkeme sürecinde olduğu gibi duruşmada delillerini sunabilir, tanık dinlenmesini talep edebilirler. Hakem keşif yapılmasını isteyebilir.
Atanan ombudsmanlar uyuşmazlığı araştırmak ve çözmek, buna sebep olan işlem ve fiili tespit etmek, idarenin işleyişindeki sakıncalı durumları bertaraf etmek, idareyi uyarmak, kamuoyuna açıklama yapmak, vatandaşların memurlara ilişkin şikayetlerini incelemekle görevlidirler. Araştırma ve görüş bildirmekle yetkilidirler. Ombudsmanların bağımsız, tarafsız ve uyuşmazlık konusunda bilgili olması gerekiyor..
Taraflar uyuşmazlığın çözülmesinde gecikmeyi önlemek ve süreci özelleştirmek amacıyla, yasalar izin verdiğinde, seçtikleri yargıç davalarına bakabilmektedir.
Ilımlı çözüm konferansı davanın tarafları, avukatları ve üç avukatın katıldığı bir toplantıda davanın görüşüldüğü ve objektif olarak değerlendirildiği bir alternatif çözüm yöntemidir. Toplantıyı moderatör yönetir. Moderatör genel prosedürün izlenmesi, dava özetlerinin sunulması, süreye uyulmasının sağlanmasıyla görevlidir. Bu yöntem bütün davalara uygulanabilmektedir.
Uzlaştırma yönteminde tarafsız üçüncü kişinin rolü taraflar arasındaki gerilimi azaltmak, iletişimi sağlamak, sorunları yorumlamak, olası çözümler üretmek ve üzerinde anlaşılmış bir sonuca ulaşmak için çaba harcamaktır.
Alternatif çözüm yöntemlerinden birisi de arabuluculuk – tahkimdir. Bu yöntemde, arabuluculuk yoluyla sonuca ulaşılamayan bir takım uyuşmazlıkların, aynı kişinin hakem rolünü üstlendiği başka bir süreçte tahkim yöntemiyle çözülmesi esastır. Arabulucu, tartışmalı olan konularda, hakem rolünü üstlenerek bağlayıcı bir karar verir. Avantajı, uyuşmazlığın anlaşmayla ya da zorla çözülmesidir.
Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri içinde en yaratıcısı olan kısa duruşma tahkim, müzakere ve arabuluculuğa ilişkin unsurları bünyesinde barındırır. Taraflara kendi güçlü ve zayıf yanlarının gösterilmesi, tarafları tatmin edecek etkin bir çözüme kısa sürede ulaşılmasını sağlamaktadır.
Özet jüri duruşması ise bazı kısa duruşma kavramlarının uyarlandığı bir süreçtir. Avukatlar, davalarına ilişkin kısa sunumlarını yetkisi olmayan, ancak gerçek anlamda jüriyi temsil edebilecek kişilerin önünde yaparlar. Anlaşma ve rızayla yapıldığı halleri bulunmakla birlikte, çoğunlukla mahkeme isteğiyle gerçekleştirilir. Tarafsız üçüncü kişi rolünü üstlenen jüri, ihtimalleri göstererek tarafların uyuşmazlıklarının niteliğini ve bulundukları durumu gözden geçirmeye yardımcı olur. Bağlayıcı değildir ve kişileri anlaşmaya teşvik eder.
Olayların tespiti, tarafsız ön değerlendirme, itiraf pazarlığı gibi başkaca alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri de bulunmaktadır.
Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin gelişimi sanayileşmiş ülkelerde daha hızlı olmaktadır. Alternatif çözüm yöntemlerinin iş, çevre, aile, tüketici, trafik, kiralama, inşaat alanlarında çok fazla kullanıldığı görülmektedir.
Uzlaşma kültürünün gelişmediği ülkelerde alternatif çözüm yöntemlerinin fazla iş gördüğü söylenemez.
Alternatif uyuşmazlık çözümü Türkiye’de henüz tartışılmakla beraber, hukukumuzda bu konuda birçok düzenleme yapıldığını görüyoruz:
- Hukuk usulünde tahkim,
- Avukatların uzlaştırma yetkisi,
- Hakimin sulha teşviki,
- Ceza mahkemelerinde fail – mağdur uzlaşması,
- İş mahkemelerinde sulha teşvik,
- Kamu hizmetlerinden doğan uyuşmazlıklarda tahkim,
- Kamu denetçiliğinde ombudsmanlık,
- Tüketici sorunları hakem heyeti,
- Köy yönetiminde müzakere ve arabuluculuk,
- Petrol işlerinde müzakere ve sulh,
- Taşınmazlara tecavüz ve müdahalelerin idari makamlarca önlenmesi,
- Vergide uzlaşma,
- Futbol tahkim kurulu,
- Bankaların EFT uyuşmazlıkları çözümü,
- Aile mahkemeleriyle ilgili düzenleme
bunların başlıcalarıdır.
Hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk kanunu bu yolda atılmış en büyük adım olacaktır.
Ticaret ve Sanayi Odaları 5174 sayılı kanunla kurulmuş olup, üyelerinin müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, üyelerinin birbirleri ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere mesleki disiplin, ahlak ve dayanışmayı korumak ve kanunla kendilerine verilen görevleri yerine getirmek amacıyla hareket eden tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır.
Resmi ticaret sicili işlemleri Ticaret Odaları bünyesindeki ticaret sicili memurluklarında yürütülmektedir. Ticaret sicili memurlukları ilgili tüzük çerçevesinde faaliyet bölgesindeki tüccarın sicilini tutmakta ve mahkemeler de dahil kişi ve kuruluşlara hizmet sunmaktadır.
Odalar tarafından düzenlenen ve onaylanan belgeler ticari uyuşmazlıkların çözümünde ispatlayıcı belge olarak kullanılmaktadır. Özellikle; bilirkişilik, eksperlik hizmetleri, tarafsız ön değerlendirme yöntemi kapsamındadır. Olayların tespiti yöntemi kullanılarak verilen hizmetleri de vardır.
Oda yöneticilerinin üyelerinin ticari uyuşmazlıklarında informel olarak müzakerelere ve uzlaşmalara katıldığı da gerçektir.
Odaların tüketici hakem heyetlerinde üye bulundurmaları , alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleriyle iç içe olduğunu göstermektedir. Ayrıca; odalar birim oluşturarak satıcı ve tüketici arasındaki sorunların müzakere yoluyla çözümüne katkıda bulunmaktadırlar.
Odaların kuruluş kanunlarında sayılan önemli görevlerden birisi de, ilgililerin talebi halinde ticari ve sınai ihtilaflarda hakem olmak, tahkim kurulu oluşturmaktır.
Ancak odaların genelde tahkimden yararlanamadıkları görülmektedir. Bilindiği kadarıyla tahkim kurullarıyla TOBB sınırlı, İstanbul Ticaret Odası fazla olmayan ve İzmir Ticaret Borsası epeyce davaya bakmışlardır.
Odaların Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Merkezleri ihdas ederek, bilirkişi ve eksperlik, tahkim hizmetlerini bu merkezlerde toplamaları çok yararlı olacaktır. Deneyimler, hız ve maliyet düşüklüğü hedeflenerek alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri içerisinde arabuluculuk – tahkim yöntemlerinin benimsenmesinin yerinde olacağını göstermektedir.
Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Merkezinin üyeler nezdinde kabul görmesi için tanıtım ve güven iki önemli konu olmaktadır. Bugünkü imkanlarla tanıtım rahatlıkla başarılabilir. Güvenin sağlanması ise 5174 sayılı Kanun’a bağlı kurumları işbirliği ve titizlikleriyle mümkün olabilecektir.
İyi bir başlangıç bu yöndeki faaliyetlerin satıcı – tüketici, müteahhit – alıcı ilişkilerini kapsamasıyla yapılabilir. Tüccar ve müteahhit her işlemini tahkim şartına bağladığında, kısa sürede az maliyetle ticari uyuşmazlıklarının çözümünü sağlayabileceklerdir. Daha sonra diğer alanlar kapsama alınmalıdır.
Hazırlayan: Murat Yerlikhan/ Kayseri Ticaret Odası Başdanışmanı

